Mutlu Olmak mı Haklı Olmak mı?
Aysun ve Faruk yeni evlenmişlerdi. Evliliklerinin üzerinden henüz 2 ay geçmişti. Tazecik, çiçeği burnunda yeni gelin Aysun, arkadaşı Aylin’le kahve eşliğinde sohbet ediyorlardı. Faruk’la 3 yıldır sürdürdüğü arkadaşlıklarını, evlilikle devam ettirme kararı almışlardı. Aynı memleketli olmasalar da yakın kültüre sahiptiler. Aysun evlilik gibi önemli bir kavşak için aynı kültüre sahip olmanın, gerekli olduğunu düşünürdü. Evlilik süreci Aysun için oldukça yorucu geçmişti. Her genç kız gibi gönlünden geçirdiği birçok şeyi gereksiz masraf olmasın diye alınması için ısrarcı olmamıştı. Kendince Faruk’u düşünüyordu. Faruk işinde gücünde de olsa nihayetinde ailesinden ayrı yaşayan bir gençti.
Faruk ailesinden uzakta okumuş olmasına rağmen biraz rahatına düşkündü. Hemen her istediğini “nasılsa çalışıyorum” diyerek almış ya da ailesine aldırtmıştı. Düğün sürecindeki alışverişler de Faruk için önemsiz değildi. Hele Aysun istiyorsa alınması gerekli olan şeylerdi. Aysun ise “zamanla alırız nasıl olsa” diye düşünüyor, gereksiz düğün alışverişiyle Faruk’ a yük olmak istemiyordu. Faruk nedense Aysun kadar takılmıyordu harcamalara, çoğu şeye takılmaz, dert etmezdi. Aysun’u da Faruk’un sorunların üstesinden gelirken ki rahatlığı, kriz anlarını çözmesi cezbetmişti zaten.
Aysun hayatı boyunca daha tutumlu olmuştu. Gereksiz harcama yapmaz, parasının büyük bir kısmını biriktirmeyi tercih ederdi. Üniversitede birlikte kaldığı arkadaşları tarafından hesap gelir uzmanı olarak bilinirdi. Arkadaşları biraz takılsa da gelir gider hesaplarını sıkı tutan biri olarak ortak kasalarını çok iyi yönetirdi. Hiç açık vermez, her ay kira, faturalar, pazar, mutfak alışverişi harcamalarını sıkı sıkıya kontrol ederdi. Bunun için ciddi efor harcardı. En ufak bir aksamaya tahammülü yoktu. Sonra üstesinden gelemeyip büyümesinden endişe eder, zor durumda kalacaklarını düşünürdü. Üniversite hayatındaki bu yorucu süreç bir karar almasını sağlamıştı. "Evlendiğimde hesap kitap işlerini ben yapmayacağım, faturalarla uğraşmayacağım, prenses gibi ayaklarımı uzatıp keyfime bakacağım" diyordu. Diyordu da bakalım istediği gibi mi olacaktı.
Sabah Faruk’u işe yolladı. Tam ev işlerine koyulacaktı ki sular kesildi, gelir diye bekledi. Beklerken elektrikler de gitmesin mi? “Bir arıza var her halde” dedi. Ne yapacağını bilemez halde beklerken kapı tıkladı. Gelen apartman görevlisiydi, her sabah gelirdi. Apartmandakilerin ekmek ve diğer ihtiyaçlarını sorardı. Aysun görevliye, “su ve elektrikle ilgili genel bir sıkıntı mı var” diye sordu. Apartmanda sıkıntı yoktu. Aysun iyice şaşkına döndü, ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. “Sabah sabah başıma gelene bak” diyerek önce su işlerini ve elektrik arızayı aradı. Ne yazık ki arıza olmadığını, su ve elektrik faturalarının ödenmediğini, borçtan dolayı kesildiğini öğrendi. Eşinin eve gelmesini bekleyemeden bir hışımla aradı. Faruk telefonu açar açmaz “Nasıl faturaları unutabilirsin, gerçekten anlamıyorum hiç mi düşünmez insan. Bazen çok rahat davranıyorsun, bu kadarı sence de fazla değil mi?” diyerek Faruk’a çıkıştı. Faruk olayı anlayamadı, Aysun’u bu kadar sinirlendiren de neydi anlam veremedi. “Tamam canım mesele neyse hallederiz, şimdi yoğunum, eve geldiğimde konuşuruz” dedi ve telefonu kapattı.
Faruk çok uyumlu, eğlenceyi seven tatlı dilli bir adamdı. Ama onun bu kadar rahat, dağınık, plansız, programsız yaşaması, telefonda kendisini geçiştirmesi Aysun’u çıldırtmaya yetmişti. Onun için bir faturayı ödememek, unutmak mümkün olamayacak bir şeydi. Her şeyi kontrol eden Aysun, evlenmeden önce verdiği karar aklına geldi ve bundan dolayı canı sıkıldı. “Keşke…” dedi içinden, Keşke dedi ama devamını getirmek istemedi. Daha evliliğin 3. Ayında nasıl olurdu? Faruk nasıl unuturdu, kendi kendini yiyordu, akşama kadar iyice sinirden köpürmüştü. Akşamı zor etti. Faruk eve geldiğinde Aysun’a çiçek almıştı. Aysun Faruk’un aldığı çiçeği alınca biraz sakinleşti, siniri biraz yumuşadı. “Canım, nasıl unutursun faturaları bugün hiçbir şey yapamadım” diye serzenişte bulundu. Faruk ise alttan alıp “Tamam, aşkım söz, daha dikkatli olacağım. Hesapta para kalmamış, unutmuşum” diyerek Aysun’a sarıldı. İçinden de Aysun’un bu kadar sinirlenmesini, büyük tepki vermesine anlam veremiyordu. Faturaların zamanında ödenmemesinin abartılacak bir şey olmadığını, bu yüzden birbirlerini kırmanın doğru olmadığını düşünüyordu. “Halledeceğim ben merak etme, bugün de mum ışığında makarna yeriz olur biter” diyerek işi tatlıya bağladı.
Mutlu olmak için bir araya gelen iki güzel insan ne oluyordu da birbirlerini anlamakta zorlanıyorlardı? Nasıl bir taraf bu kadar dert edinirken diğeri rahat olabiliyordu?
Kahvesini bitiren Aylin arkadaşı Aysun’a anlatmaya başladı. “İnsanlar, ortak noktada buluştuğu insanla yakınlaşmak ister. Biri farklı davrandığında kendisine gıcıklık yapıyormuş gibi gelir. Hayatta herkesin önem verdiği yerler farklı olabilir. Kimi insan kurallar içinde yaşarken kimi insan doğaçlama yaşayabilir. Herkes için hayatın zor ve kolay tarafları değişkendir. Kimi insan verilen görevi tamamlamakla ilgili becerisi varken kimi insanın girişimcilikle ilgili becerisi olabilir. Bazı insanlar düzeni severken bazı insanlar kendi oluşturduğu düzeni severler. Bunun gibi birçok benzemez özelliklerimiz var.”
“Bu farklılıklar birbirimizi reddetmek için değil tam tersine kabul edebilmemiz için var. İnsanlar birlikte oldukları insanlara kendinde olan güzel özelliklerini aktarabilmeli, kendinde olmayanı da kendisine katabilmeli değil mi?”
Aysun “peki bu nasıl olacak?” diye sordu. Aylin de “bu ancak çevremizdeki insanları en önemlisi de kendimizi tanıyarak mümkün olabilir. İnsanları tanıdıkça, o davranışı neden yaptığını bilince, kabul edişimiz daha kolay olur. Daha sabırlı olup öğreten ya da öğrenen insan haline gelinebilir. Çünkü insan tartışmalarda haklı çıkarak değil ancak iyi ilişki kurarak mutluluğu ve başarıyı yakalayabilir.” Bu tatlı sohbetten sonra Aysun gözleri parladı ve kendisi için faydalı olabileceğini düşündüğü yeni bir karar aldı…
Deneyimsel Tasarım Öğretisi geçmiş deneyimlerle yarını şekillendiren bir gerçeklik ilmidir. Bireylerin problemlerini çözmeleri ve hedeflerine ulaşabilmeleri için ihtiyaç duydukları yöntemleri öğretir
“Kim Kimdir”, “İlişkide Ustalık”, “Başarı Psikolojisi” programlarıyla mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara stratejiler sunar.
===
“Milyarlarca insan içinde, “bir” kişinin ne önemi olabilir ki?
Bunun cevabını o “bir” kişiye sorun!”
Yahya Hamurcu


8 Yorumlar
Ufak tefek kusurlara takılmayan insanlar bu hayatta daha mutlu...
YanıtlaSilNe güzel bir ifade; "insan tartışmalarda haklı çıkarak değil ancak iyi ilişkiler kurarak mutluluğu ve başarıyı yakalayabilir."
YanıtlaSilFiliz Doğan
YanıtlaSil"Kendinde olmayanı kendine katabilmek" hayatın sırrı
YanıtlaSilDengeye gelebilmek için önce kendine sabır edebilmek mesele :) sen değişirsen dünya değişir…
YanıtlaSilhani eskiler derler ya " o kadarcık kusur kadı kızında da olur" :)
YanıtlaSilhepimiz bir miktar kusurla beraber geçinmeyi öğrenmek durumundayız:)
Karşımızdakini etraflıca tanıyabildiğimizde beklentimiz de değişiyor, ve mutlu ya da mutsuzluğumuzu belirleyen şey daha buradan başlıyor.
YanıtlaSilMutluluğun formülü çok açık 😊 KİM kimdir ve İlişkilerde ustalık semineri 🤓
YanıtlaSil